25-05-2026

Çok Kıymetli
Müslüman Türk Kardeşlerim!
Teslimiyetin,
fedakârlığın, paylaşmanın ve kardeşliğin en güzel şekilde idrak edildiği
mübarek Kurban Bayramı’na bir kez daha ulaşmanın huzur ve sevincini
yaşamaktayız. Bizleri sağlık ve afiyet içerisinde bu mübarek günlere eriştiren
Yüce Rabbimize sonsuz hamdü senalar olsun.
İslam’ın beş temel esaslarından biri olan Hac ibadetinin de yerine
getirildiği bu mübarek Kurban Bayramına 27 Mayıs erişmiş olacağız inşallah. Arife
günü (26 Mayıs Salı) sabah namazından başlamak suretiyle Bayramın dördüncü günü
(30 Mayıs Cumartesi) ikindi namazına kadar farz namazlarından sonra teşrik
tekbirlerin çekildiği ve Bayramın üçüncü günü 29 Mayıs 2026 Cuma ikindi
namazına kadar mali bir ibadet olan kurban vecibesinin ifa edildiği bu mübarek
Kurban Bayramını, huzur ve sükûnet içersinde geçirmeyi Cenab-ı Hak cümlemize
nasip ve müyesser eylesin.
Değerli Kardeşlerim,
Kurban Bayramı; Hz. İbrahim’in sadakatini, Hz. İsmail’in teslimiyetini ve
mümin gönüllerin Rabbine olan bağlılığını bizlere yeniden hatırlatan büyük bir
kulluk mektebidir. Kurban; yalnızca bir hayvanı usulüne uygun kesmek değil,
aynı zamanda nefsi, bencilliği, kibri ve dünyevî tutkuları Allah rızası uğruna
feda edebilme şuurudur. Buna göre kurban, sadece bir ibadet değil; aynı zamanda
fedakârlığın, Allah’a yakınlaşmanın, paylaşmanın ve gönüllere ulaşmanın adıdır.
Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmaktadır: “Onların ne etleri ne
de kanları Allah’a ulaşır. Allah’a ulaşacak olan ancak sizin takvânızdır.”
(Hac, 22/37)
Bayramlar, dini ve milli duygularımızın coştuğu, sevinçlerin paylaşıldığı,
üzüntü ve kederlerin unutulduğu, gönüllerin kaynaştığı rahmet ve bereket dolu
mübarek günlerdir. Bu bayram günlerinde anne-babamızı, akrabalarımızı,
komşularımızı, yetimleri, yaşlıları, garipleri ve ihtiyaç sahiplerini
unutmayalım. Bayram sevincini sadece kendi evimizde değil, ulaşabildiğimiz her
gönülde yaşatmaya gayret edelim.
Bu bayrama adını veren Kurban, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’de örnekliğine
şahit olduğumuz ilahi mesajlara şartsız teslimiyetin göstergesi, Allah yolunda
fedakârlığın bir nişanesidir.
İçinde bulunduğumuz bu mübarek günler aynı zamanda hac mevsimidir. Dünyanın
dört bir yanından o mukaddes topraklarda toplanan milyonlarca Müslüman,
renkleri, dilleri ve milletleri farklı olsa da aynı kıbleye yönelmekte; aynı
telbiye ile Rabbine yönelerek ümmet olmanın eşsiz şuurunu yaşamaktadır: “LebbeykellAllahümme
lebbeyk, lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk, innel hamde ven-ni’mete leke
vel-mülk, la şerîke lek”
Hac ibadeti; kulluğun zirvesi, tevhit bilincinin en güçlü tezahürlerinden
biridir. İhrama giren mümin; makamını, servetini ve dünya nimetlerini geride
bırakarak Rabbine yönelir. Arafat’ta mahşeri hatırlar, Müzdelife’de kulluğunu
düşünür, Mina’da şeytanı taşlarken aslında nefsinin kötülükleriyle mücadele
eder.
Bugün bizlere düşen görev; hacdaki kardeşlik ruhunu yaşadığımız bölgemizde
ve ailelerimizde yaşatmaktır. Bayram sevincini sadece kendi sofralarımızda
değil; yetimlerin, gariplerin, yaşlıların, kimsesizlerin ve ihtiyaç
sahiplerinin gönüllerinde de hissettirebilmektir.
Kıymetli Kardeşlerim,
Bayramlar; kırgınlıkların sona erdiği, küslüklerin barışa dönüştüğü, sevgi
ve merhametin çoğaldığı müstesna günlerdir. Anne-babalarımızı, akrabalarımızı,
komşularımızı ziyaret etmeyi ihmal etmeyelim. Çocuklarımıza bayramın
maneviyatını yaşayarak öğretelim. Kurban ibadetimizi yerine getirirken çevre
temizliği, hijyen, hayvan hakları ve toplumsal hassasiyetler konusunda da
dikkatli olalım.
Bu bayramda da gönlümüzün bir yanı mahzundur. Başta Gazze olmak üzere
dünyanın birçok yerinde savaş, zulüm, açlık ve gözyaşı içerisinde bayrama
ulaşan kardeşlerimiz bulunmaktadır. Dualarımızda onları unutmayalım. Bayramın;
mazlum coğrafyalarda akan gözyaşının dinmesine, insanlığın vicdanını yeniden
kuşanmasına vesile olmasını Cenâb-ı Hak’tan niyaz edelim.
Aziz Kardeşlerim,
Peygamber
Efendimiz (s.a.s) bir kurban bayramı sabahında müminlere şöyle seslenmiştir: “Bugün
ilk işimiz, bayram namazı kılmak, sonra evlerimize dönüp kurban kesmektir. Kim
böyle yaparsa sünnetimize uymuş olur.” Bu nedenle Bayram namazından sonra
ikinci yapacağımız şey kurban kesmektir. Kurban Bayramında ibadet niyeti ile
kurban kesmek, hür, mukîm (yolcu olmayan), müslüman ve zengin kimseye vaciptir.
Vacip olan kurban ibadeti, Hak yolunda fedakârlığın bir nişanıdır. Allah’a
itaatin, teslimiyetin ve verdiği nimetlere karşı şükrün bir ifadesi olan
kurbandan maksat sadece et yemek veya et yedirmek değil, Allah’a yaklaşmaya bir
vesile olmasıdır. Kurban, gerek fert gerekse toplum
açısından çeşitli yararlar taşıyan malî bir ibadettir. Kişi kurban kesmekle
Allah’ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir biçimde
ortaya koymuş olur. Müminler her kurban kesiminde Hz. İbrahim ile oğlu
İsmail’in Cenâb-ı Hakk’ın buyruğuna mutlak itaat konusunda verdikleri başarılı
sınavın hatırasını tazelemiş ve kendilerinin de benzeri bir itaate hazır
olduğunu simgesel davranışla göstermiş olmaktadır.
Kıymetli Kardeşlerim,
Bu duygu ve düşüncelerle; Batı Trakya Müslüman Türk Kardeşlerimizin, aziz
milletimizin ve hac farizasını yerine getirmek üzere mukaddes beldelerde
bulunan hacılarımızın mübarek Kurban Bayramı’nı en kalbî duygularımla tebrik
ediyor; bayramın Batı Trakya Müslüman Türk Toplumuna, İslam âlemine ve bütün
insanlığa huzur, barış, bereket, birlik ve kardeşlik getirmesini Yüce Allah’tan
niyaz ediyorum. Hac ibadetlerini yerine getiren kardeşlerimizin haclarının
mebrur, kurbanlarımızın makbul, dualarımızın kabul olmasını Rabbimden
diliyorum.
Kurban Bayramımız mübarek olsun.
BTTADK Başkanı ve İskeçe Müftüsü